AK Parti 25 yaşında
Dünyada... Kurulduktan 14 ay 20 gün sonra tek başına iktidara gelen... Ve iktidarını aralıksız 25 yıl sürdüren... Bir başka parti var mı acaba? AK Parti, Guinness Rekorlar Kitabı'na girmek için başvuru yapsa yeridir. Recep Tayyip Erdoğan... Kurucu Genel Başkan... Partiyi kurarken şöyle demişti: Âşık...
Dünyada... Kurulduktan 14 ay 20 gün sonra tek başına iktidara gelen... Ve iktidarını aralıksız 25 yıl sürdüren... Bir başka parti var mı acaba?
AK Parti, Guinness Rekorlar Kitabı'na girmek için başvuru yapsa yeridir.
Recep Tayyip Erdoğan... Kurucu Genel Başkan... Partiyi kurarken şöyle demişti:
Âşık Veysel'in dediği gibi... Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz, gece.
Ne olursa olsun gideceğiz.
Gündüz de gideceğiz, gece de gideceğiz.
Hedefe ulaşana kadar gideceğiz.
Yaş günün kutlu olsun Adalet ve Kalkınma Partisi.
***
ACI AMA GERÇEK
Demokratik bir ülkede, bir siyasi parti seçim üstüne seçim kazanıyor ve 25 yıl iktidarda kalabiliyorsa...
O ülkede ciddi bir muhalefet sorunu var demektir.
Acı ama gerçek.
AK Parti 25. yaş gününü kutlarken... Muhalefetin de ciddi bir özeleştiri yapmasında yarar var.
Hem kendisi için... Hem de ülke için.
***
ÖZAL VE ERDOĞAN
Türk siyasetinde... Girdiği ilk seçimde iktidar olan iki parti var.
Biri... 6 Kasım 1983... Anavatan Partisi.
Diğeri... 3 Kasım 2002... Adalet ve Kalkınma Partisi.
İkisinin kurucu genel başkanı da...
Başbakan oldu... Cumhurbaşkanı oldu.
Turgut Özal... Recep Tayyip Erdoğan.
***
ALTINI ÇİZDİĞİMİZ SÖZLER
Recep Tayyip Erdoğan'ın... Parti kurduktan sonraki uzun siyaset yolculuğunun ilk dönemine ait bazı sözlerinin altını çizmiştik.
Bugün... Paylaşmanın tam zamanı:
"AK Parti, Türkiye'nin, milletimizin taleplerinden doğmuştur... 20 Eylül 2002."
Doğru... Koalisyonlar dönemi... Cumhurbaşkanı, Başbakan'a Anayasa kitapçığını fırlattı... Zordaki esnaf, Başbakan'a yazar kasa attı... Ekonomik kriz... Batan bankalar.
Öfkeli seçmen... Erdoğan'ın sandıklarını oyla doldurdu.
Liderin bir başka sözü:
"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... 3 Kasım 2002."
O da doğru... Hiçbir şey eskisi gibi değil ki.
***
İKİ SEÇMENDEN BİRİ
Seçimlerde... Çok partili demokrasi döneminde... En yüksek oyu hangi parti aldı? Ve hangi seçimde?
Merak ettiniz mi?
10 Ekim 1965 seçimleri... Adalet Partisi... Genel Başkanı Süleyman Demirel... Aldığı oy yüzde 52.87.
Bu bir rekor.
Ve... 12 Haziran 2011... Adalet ve Kalkınma Partisi... Recep Tayyip Erdoğan... Oy oranı yüzde 49.83.
Ülkedeki her iki seçmenden birinin oyunu almak... Kolay değil. Büyük başarı.
***
KOLAY OLMADI
Demokrasiye geçiş... Çok partili dönem... Son sözü milletin söylemesi... İktidarların sandık yoluyla değişmesi... Kolay olmadı.Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin Kurucu Genel Başkanı'ydı... Ama... 2002'de yapılan seçimde siyasi yasaklıydı.
Partisi tek başına iktidara geldi... Kendisi milletvekili olamadı... 2003'te, yenilenen Siirt seçiminde Meclis'e girebildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 25 yıldır "bir sözü" tekrar tekrar söylemesi boşuna değil:
"Yeter... Söz de, karar da, gelecek de milletindir."
***
OLMAZSA OLMAZ
İktidar... Her ülkede var... Her rejimde var. Muhalefet ise... Sadece demokrasilerde var.
Muhalefet... Demokrasinin olmazsa olmazı... Bunun aksini söylemek tam bir akıl tutulması.
Yıl 2009... TBMM kürsüsü... Erdoğan'ın sözleri tutanaklarda duruyor:
"İktidar kadar muhalefet de demokrasinin olmazsa olmaz unsurudur."
Ama... Fakat... Lakin...
Türkiye'de muhalefet, denizde yol alamayan gemi gibi... "Çabalama kaptan ben gidemem" diyor.
Öyle olmasa... Yıllardır muhalefet eksikliğinden söz edilir miydi?
***
DEMOKRASİ TARİHİNİN KARA DELİKLERİ
Türkiye... Çok partili yıllarda... Dört kez tek partili iktidar gördü.
1950... Demokrat Parti.
1965... Adalet Partisi.
1983... Anavatan Partisi.
2002... Adalet ve Kalkınma Partisi.
İlginçtir... Çok önemli... Üniversitelerde araştırma yapılması gerekir.
Ülkenin seçkinleri... Vesayet odakları... Sistemin gizli efendileri... Aydınlar...Bu dört partinin de iktidara gelmesine karşıydılar.
1950... Celal Bayar-Adnan Menderes'i iktidara getirenlere, "Hasolar... Memolar... Cahil oy yığını" denilmedi mi?
1965... Süleyman Demirel, Giresun'da seçim mitinginde konuşurken... Önüne bir kâğıt konuldu:
"Menderes'i astık... Seni de asarız."
Aynı Demirel... 1971'de muhtıra, 1980'de darbeyle devrildi... Önce Hamzakoy'da, sonra Zincirbozan'da "mecburi ikamete" yollandı.
1983... Turgut Özal... Devlet karşısındaydı... Cumhurbaşkanı Kenan Evren, televizyonda, "Turgut Özal'a değil, emekli Orgeneral Turgut Sunalp'in (askerin kurdurduğu) Milliyetçi Demokrasi Partisi'ne oy verin" anlamına gelecek konuşma yapmıştı.
Valiler... Emekli generaller... Yüksek bürokratlar... Özal'a itibar etmediler.
Askerin partisinden aday oldular.
Büyük sermaye... MDP'yi destekledi.
Ve... Sonuncu tek parti iktidarı... 2002... Adalet ve Kalkınma Partisi... Recep Tayyip Erdoğan.
"Muhtar bile olamaz" denilmedi mi?
***
NOKTAYI KOYARKEN
Muhalefetten söz etmişken... Noktayı, Recep Tayyip Erdoğan'ın iki sözüyle koyalım:
Türkiye'nin acilen milletle de, gerçeklerle de, dünyayla da barışık bir muhalefete ihtiyacı vardır. (20 Kasım 2008... AK Parti İstanbul Kadın Kolları Kongresi.)
Tembel muhalefetten, çapsız muhalefetten, kifayetsiz muhalefetten, vizyonsuz muhalefetten hiçbir ülkeye ayda gelmez. (1 Aralık 2009... AK Parti Meclis Grup konuşması.)